| Seninle ilk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun?Hani hava yağmurluydu,elini tutmaya,gözlerine bakmaya,konuşmaya bile cesaret edemeiğim gün.Oturmuştuk "Umut Parkında" hayallerimizi,arzularımızı anlatmıştık birbirimize.Seninle ayrılmamaya,her zaman beraber olmaya ant içmiştik.Ama olmadı.
Hava bugünde yağmurlu,gökyüzü ağlıyor biten aşkımıza ,gök gürlüyor sanki ayrıldığımıza kızmış gibi.Bugün hiçbir şeyin değeri yok gözümde.Eve gitmeyi bile istemiyorum.Ama sen varken öylemiydi?İkimizde eve gitmek için can atardık her dakikayı beraber geçirebilmek için.Evet bugün eve gitmek istemiyorum.Çünkü evin her köşesi senin anılarınla dolu.Sağıma bakıyorum sen, soluma bakıyorum sen geliyordun aklıma.Ama eve gitmeyi inat hale getirdim,ancak böyle yenebilirdim sensizliği.En sonunda evin yolunu tuttum.Gidiyorum,gidiyorum,gidiyorum.20 dakikalık yol bana 20 yılmış gibi geldi.Sanki yol gittikçe dahada uzuyordu.Üstümde nedenini bilmediğim bir ağırlık.Dayanamadım oturdum bir kaldırım taşının üzerine.Bugün anladım kaldırım taşlarının gerçek dostumun olduğunu.Bu zor günümde beni bir köşeye atmayıp arlarına aldılar.İnsanlar gibi değillerdi,sadece dinliyorlardı.Belki de bu yüzden sevdim kaldırım taşlarını.İnsanlarda dinliyorlar ama onların dilleri var.Bakamıyorum insanların suratına,benimle alay ediyorlarmış gibi geliyorlarİşte yenildiniz,sizi de ayırmayı başardık diyorlardı.En sonunda dayanamayıp kalktım kaldırım taşlarının üzerinden yani gerçek dostlarımdan.Biraz daha yürüdüm.Karşı yoldaki beyaz ev sanki bana siyah bir tabut gibi geliyordu.Oraya girmeyi hiç istemiyordum ama buna mecburdum.Çünkü sensizliği yenmem gerekiyordu.Apartmanın yol kapısın açtığımda kalbimde bir heyecan hissettim.Sanki seninle buluştuğumuz ilk günün heyecanı gibiydi.Merdiven basamaklarından çıktıkca bu anlamsız heyecan dahada artıyor,kalbim yerinden çıkacak gibi oluyordu.Bir ümitle zile basıyorum.Belki kapıyı açıpda beni karşılarsın diye.Bu heyecanımın kısa süreceğini anlıyorum ama pes etmiyorum kapının ziline belki beş,belki onbeş kere basıyorum açan yok.Anlıyorum temelli gittiğini.Anahtarımla sessizce açıyorum kapıyı aynı eve geç geldiğimde seni uyandırmamak için açtığım gibi.Evin o soğukluğu kapıdan girer girmez suratıma vuruyor.Gözlerim yine bir ümitle seni arıyor evde.Salonun kapısından giriyorum senin yerine vitrindeki resmin karşılyor beni.Bakmamaya çalışıyorum resminin olduğu tarafa,elimi götüremiyorum resmine.Birden kalbimin sıkıştığını,nefesimin daraldığını fark ediyorum.Biran önce evden çıkmak istiyorum.Sanki duvarlar izin vermiyor evden çıkmama,birer birer kapatıyorlar önümü.En sonunda hepsini aşıp can havliyle dışarı çıkıyorum.Arkama bakmadan üçer beşer iniyorum basamaklardan.Kendimi seninle ilk gün buluştuğumuz "UMUT PARKINDA" buluyorum.Sen olmayınca burası benim için umutsuzluk parkı oluyor.Uzaklaşıyorum parktan.Yürüyorum,yürüyorum,yürüyorum.Karşımda bir meyhane hiç yapmadığım şeyi yapıp içeri giriyorum.İlk önce bir büyük daha sonra bir ufak söylüyorum.Garson şaşırıyor durumuma.Fark ediyorum garsonun şaşırdığına soruyorum sen hiç aşk acısı çektin mi?diye.Suratıma sadece bakıyor.Garsondan bir kağıt bir kalem istiyorum.Kağıda yazıyorum
NOT:Eğer oluda birgün aklına gelirde beni ararsan ya meyhanedeyim ya da tam karşısındaki mezarlıkta.Seni seven umutsuzlukların içinde umut bekliyen aşığın,diyorum ve gözlerimi yumuyorum.
Konu shady tarafından (01.04.2007 Saat 22:36 ) değiştirilmiştir..
|