Sansüre bakış açınız nedir.Günümüzde bile sinema filmlerinin sansürle karşılaşmasını nasıl değerlendiriyorsunuz .
Kısa bir Tarihçe...
Toplumsal birimkilerin bir ürünü olan sinema ,tarihte varolduğu günden bu yana içinde bulunduğu toplumları etkilemiş ve onlardan etkilenmiştir.Gelişim süreci içinde büyük mesafeler kateden bu sanat bir toplumun her gruptan insanına hitap edebildiği sürece başarılı görülmüştür. Bununla birlikte kitlelere ulaşmada önemli bir araç olan sinema, bu özelliğinden olsa gerek, icat edilişinden bu yana pek çok kişi veya kurumların güdümünde varlık göstermiştir. Yıllar boyunca birçok gerekçe ile sinemanın önüne set çekilmiştir.
Sansürün atası sayılabilecek ilk yasa , 24 ağustos 1790 yılında Fransa’da yürürlüğe konmuştur.Yasaklanan ilk film sahnesi bir idam sahnesidir. 2. Yasaklama ise 1896 da E.S PORTER’ın çektiği “Dul Bayan Jones” filmidir. 2. Dünya Savaşı yılları ve sonrasında film yapımı ve filmle ilgili sansür , siyasal gayeyle kullanılmıştır. Başlangıçta sansür kamu düzenini sağlamak için mahalli teşkilatlarca uygulanırken daha sonradan merkezi bir örgüte bağlanmıştır. En eski film sansür kanunu , çeşitli tarihlerde değiştirilmiş olmasına rağmen, halen yürürlükte bulunan 1914 tarihli İsveç Film Kanunu’dur. Bununla birlikte Avrupa’da ilk kez merkezi bir sansür teşkilatı kurulmuştur, ve diğer Avrupa ülkelerinde de 1. Dünya Savaşı’ndan sonra sansür kanunları çıkarılmaya başlanmıştır. Almanya’da 1920, İtalya’da 1913, Fransa’da 1919, Hollanda’da 1926, Portekiz’de 1927 yıllarında yayınlanan kanunlarda film sansürünü düzenlemişlerdir.
