 | | Güncel Yaşam Hayata Dair Herşey |  | |  |
16.04.2007, 11:16
|
#31 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 20 Mesajlar: 89 | Küresel Isınmanın Dönüşü Yok
Profesör Lovelock’a göre Dünya gezegeninin sonu yakın ve yüzyıl sona ermeden milyarlarca insan hayatını kaybedecek.
“Küresel ısınmanın artık geri dönüşü yok ve bu yüzden milyarlarca insan yüzyıl sona ermeden hayatını kaybedecek...” Bu çarpıcı görüş, dünyaca ünlü bilimadamı Profesör James Lovelock’a ait. Gaia teorisiyle 1970’lerde büyük yankı uyandıran Lovelock, artık dünyanın insanlık lehine kendini koruyamadığını, gezegenin sonunun yaklaştığını söylüyor.
Evrimci bilimadamı James Lovelock, 1970’lerde “Dünya gezegeninin canlı bir varlık olduğu ve yaşamın sürmesi için kendisini koruyabildiği terosini ortaya atmıştı. Lovelock’un “Gaia” adını verdiği bu teori birçok bilimadamı tarafından da kabul görmüştü.
Lovelock şimdi insanoğlunun yarattığı çevre kirliliğinin bu mekanızmayı tersine çevirdiğini ve dünyanın artık insanlık lehine kendini koruyamıyacağını düşünüyor. Profesör James Lovelock’a göre küresel ısınma artık geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaştı ve dünyamız kısa bir süre sonra yaşanılamaz hale gelecek.
Lovelock, küresel ısınma sonucunda bu yüzyıl bitmeden milyarlarca kişinin öleceği öngörüsünde bulunuyor. Bu büyük yıkımdansa sadece, daha dayanılabilir bir iklime sahip olacağı için kutuplarda yaşayanlar kurtulabilecek.
Avrupa’da sıcaklıkların 8 derece artacağını söyleyen Lovelock’a göre dünyanın birçok bölgesinde tarım yokolacak, milyonlarca hatta milyarca kişi de sussuz kalacak.
“Gaia’nın öcü” adlı yeni kitabında bu öngörülere yer veren Lovelock hükümetlere artık küresel ısınmaya karşı aldıkları önlemleri bir kenara bırakarak en kötüsü için hazırlık yapmalarını tavsiye ediyor.
Lovelock iki yıl önce de küresel ısınmayı durdurmanın tek yolunun nükleer enerji olduğunu söylemişti.
Kaynak: NTVMSNBC
__________________ fiatımı sorma
çal beni bu dünyadan.. | |
| |  |
16.04.2007, 11:17
|
#33 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 20 Mesajlar: 89 | http://www.herice.com/mail/6029/
kendi çapımızda yapabileceklerimize dair...
__________________ fiatımı sorma
çal beni bu dünyadan.. | |
| |  | |  |
16.04.2007, 11:18
|
#34 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 20 Mesajlar: 89 | 2070 yılında gönderilmiş bir mektup
YIL 2070
50 yaşına henüz bastım ama görüntüm 85 yaşındaki bir insanınki gibi
Yeterince su içemediğim için böbrek sorunları yaşıyorum
Korkarım ki yaşamak için çok vaktim yok
Ben bu topluluktaki en yaşlı insanım...
5 yaşında bir çocuk olduğum günleri hatırlıyorum
O zamanlar her şey çok farklıydı
Parklarda pek çok ağaçlar evlerde güzel bahçeler vardı.
Ve ben yarım saat boyunca büyük bir zevkle duş alırdım
Bugünlerde ise cildimizi temizlemek için mineral yağlı havluları kullanıyoruz.
Eskiden kadınların güzel saçları vardı
Şimdi ise başımızı su kullanmadan temiz tutmamız gerektiği için traş etmek zorundayız....
Eskiden benim babam arabasını hortumdan akan su ile yıkardı
Şimdi ise
Benim oğlum suyun bu şekilde ziyan edilebileceğine bir türlü inanamıyor...
Sokaklarda posterlerde radyoda ve televizyonda SUYU DUYARLI KULLAN uyarıları olduğunu hatırlıyorum
Ama hiç kimse bu uyarıları önemsemedi
Suyun sonsuza dek var olacağını sandık...
Şimdi ise
Tüm nehirler,göller,barajlar ve yeraltındaki su yatakları ya kurudu ya da kirlendi...
Sanayi hemen hemen durma noktasına geldi ve işsizlik büyük oranlara ulaştı
Yegane iş alanı deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullana bilinir hale getiren fabrikalar.
Ve işçiler maaşlarının bir bölümünü içme suyu olarak alıyorlar.
Sokaklarda eli silahlı haydutların bir bidon su için insanlara saldırmaları çok yaygınlaştı...
Yiyeceklerin 80% i sentetik
Eskiden yetişkin bir insanın günde 8 bardak su içmesi tavsiye edilirdi
Şimdi ise
Benim sadece yarım bardak su içmeme müsaade ediliyor.
Biz şimdi bir kere giyilip atılan giysileri giymek zorundayız ve bu da çöp miktarını arttırıyor....
Biz şimdi kanalizasyon sistemi susuzluktan çalışmadığı için fosseptik kullanıyoruz...
Nüfusun dış görünümü korkunç:Susuzluk nedeniyle kırışık sıska ultraviyole ışınları nedeniyle yaralarla dolu vücutlar...
Şimdi ozon tabakası kalmadığı için ışınlar çok daha kuvvetli...
Cilt kanseri mide bağırsak enfeksiyonları ve idrar sistemi sorunları ölümlerin ana sebepleri...
Cildin aşırı kuruması nedeniyle 20 yaşındaki bir genç 40 yaşında gibi bilim adamları araştırdılar
Ancak bu soruna bir çare bulamadılar görünüyor.
Su üretilemiyor ağaç ve sebze olmadığı için oksijen de azaldı ve bu yüzden yeni neslin zeka kapasitesi ciddi bir şekilde zarar görüyor...
Pek çok erkekte sperm oluşum morfolojisi değişti
Bunun sonucunda da bebekler kusurlu, mutasyonla ve fiziksel sakatlıklarla doğuyorlar
Devlet soluduğumuz hava için bize para ödetiyor
Erişkin başına günde 137m küp soluyoruz...
Bu parayı ödeyemeyen insanlar güneş enerjisiyle çalışan büyük mekanik akciğerlerle havalandırılan bölgelerden kovuluyorlar.
Soluduğumuz hava kaliteli değil ama en azından nefes alabiliyoruz...
Ortalama insan ömrü 35 yıl...
Hala biraz yeşil alanı olan ,nehirleri akan, bölgeler silahlı askerler tarafından korunuyor...
Su, altın ve elmastan çok daha değerli bir hazine haline geldi...
Yaşadığım yere nadiren yağmur yağdığı için hiç ağaç yok.
Bazen yağış beklerken asit yağmurları yağıyor.
Mevsimler ciddi bir şekilde 20.yüzyılın çevreye zarar veren sanayisi ,atomik deneyler ve çevreye yaydıkları kirlerden etkilendiler
O zamanlar çevreyle ilgilenmemiz konusunda uyarıldık ama hiç kimse dikkate almadı
Oğlum benden gençliğimden söz etmemi istediği zaman ona yeşil tarlaların ,çiçeklerin güzelliğini, yağmuru ,nehirlerde yüzmenin ,balık avlamanın , içebildiğimiz kadar su içebilmenin ne büyük bir zevk olduğunu ve insanların ne kadar sağlıklı olduklarını anlatıyorum...
O bana babacığım şimdi neden su yok? diye soruyor...
İşte o zaman boğazım düğümleniyor....
Kendimi suçlu hissetmekten bir türlü kurtaramıyorum çünkü ben de o yaşadığı çevreyi kirleterek tahrip olmasına sebep olan, tüm uyarılara kulağını tıkayan nesle aidim...
Şimdi ise
Bizim çocuklarımız bunun bedelini ödüyorlar!...
Yeryüzünde, şimdi doğanın tikle inanıyorum...
Ne kadar çok isterdim geriye dönüp insanoğluna bunları anlatmayı...
... Henüz daha Dünya gezegenimizi kurtarmaya zamanımız varken...
__________________ fiatımı sorma
çal beni bu dünyadan.. | |
| |  |  | |  |
16.04.2007, 11:23
|
#35 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 20 Mesajlar: 89 | KÜRESEL SURVIVOR
100 yıl sonra torunumun torunu, bana öyle suntalı küfürler edecek ki, eminim mezarda kemiklerim sızlayacak. Hatta sadece torunumun torunu da değil, dünyanın en ücra köşesindekiler bile beni topa tutacak. Sadece bana mı, bugün yaşayan tüm insanlara dil,din,ırk ayırtetmeksizin küfürler savuracak 22. yüzyılın insanı..Sonuna kadar da haklı olacaklar.Niye? Çünkü 21. YÜZYILIN GÖZÜ DOYMAK BİLMEYEN biz insanları homini de gırtlak dünyanın iliğini sömürüyoruz. Para uğruna, daha komforlu bir yaşam uğruna, gösteriş uğruna bizden sonrakileri hiç düşünmeden habire kemiriyoruz dünyanın altını üstünü.. Yedikçe acıkıyor acıktıkça yiyiyoruz. Sonra da teknolojinin hantallaştırdığı genişleyen bedenlerimizi inceltmek için yeniden saldırıyoruz hiç bitmeyecek sandığımız kaynaklara.. Sorumsuzca üretip sorumsuzca tüketirken hızla kirleniyor dünya..Sonra da eyvah biz ne yaptık diye feryat ediyoruz. Ama sadece feryat...
3 Şubat tarihli gazetelerde bana göre son dönemin en önemli haberi vardı. Az gelişmiş, çok gelişmiş ülke demeden tüm dünyayı aynı derecede ilgilendiren bir haber.. Birleşmiş Milletler malumunuz dünyanın iklim raporunu yayınladı. Raporun altında 130 ülkeden 2500 bilim adamının imzası var. Rapordan çıkan sonuç vahim ötesi..Küresel ısınma dünyayı adım adım ‘büyük felakete sürüklüyor’ ve bunda benim, bu yazıyı okuyan okumayan herkesin yani tüm insanların ve ülkelerin az yada çok payı var.
İyi de bu küresel ısınma da ne ola ki? Efendim olay, atmosfere yayılan ‘gazların’ dünyanın ısısını hapsetmesinden mütevellit.Anneannem inatla bu gazı insanların ifrazatından kaynaklanan gaz zannediyor ki eyvah eyvah. Hani bir ara bir meşhur bir geyik vardı. Çinliler aynı anda zıplarsa dünyada bilmem kaç şiddetinde deprem olurmuş diye. Konumuzla ne alakası var demeyin... Düşünün bir kere küresel ısınmanın müsebbibi, insanoğlunun yellenmnesi olsaydı..Bu minvalden yola çıkarak Çinliler aynı anda hem zıplayıp hem gaz çıkarsa ve dünyadaki diğer tüm insanlar da onlara eşlik etse alın size kıyamet senaryosu... Hadi zıplamayı bırakıp depremden yırttık diyelim. Peki tüm insanlar Çinlilerin öncülüğünde aynı anda gaz salma konusunda inat etse...Yoğun gaz kütlesi yüzünden küresel ısınma farz-ı misal 5 derece arttı diyelim. Ne olacak o zaman? Millet mayosunu bikinisini giyip deniz kenarlarına mı koşacak..Eee denize kıyısı olan bir kent kalırsa eyvallah. Ama yok hala 5 derecelik artışa “ne güzel kemiklerimiz iyice bir ısınacak” diye sevinenler varsa şöyle söyleyim New York, Tokyo, Londra gibi kıyı kentleri tarihe karışacak. Haa olaya milliyetçi yaklaşıp “gavurların kentleri sular altında kalacaksa bana ne” diyenler, İstanbul’da sulara gömülecek haberiniz olsun.
Anneanem küresel ısınmaya zırt pırt gaz çıkaran insanların sebep olduğu konusunda öyle ısrarlı ki inadını bir türlü kıramadım. Defalarca anlattım. “Bak anneanne evet küresel ısınmanın sebebi gazlar ama bu gaz senin bildiğin türden değil” dediysem de, “sen nerden bilicen eşşek sıpası” deyip bastı fırçayı.Anneannemin hakkını da yiyemem en azından suçlunun insanlar olduğunu biliyor. Ancak anlaşamadığımız konu şu gaz olayı. Evet sebep insanoğlunun atmosfere saldığı gaz ama anneanmenin düşündüğü türden değil. Efendim şöyle anlatayım; güneşin yaydığı kızılötesi ışınlar, kara ve denizlere çarparak bir ısı enerjisi yaratıyor bu ısının da termal olarak tekrar uzaya karışması gerekiyor.İşte bu noktada sorun başlıyor Karbondioksit ve metan gibi atık gazlar atmosferde bir kalkan oluşturduğu için uzaya çıkması gereken enerjinin bir bölümü içerde kalıyor ve küresel ısınma meydana geliyor. Yani ısınmayı tetikleyen en önemli neden başta karbondioksit olmak üzere zehirli gazların fazlalığı. Peki ya bu zehirli gazlar nasıl oluşuyor? İşte zurnanın zırt dediği nokta da burası. Bu gazları tüm insanlık elbirliğiyle atmosfere yayıyor. Yahu nasıl beceriyoruz peki biz bunu? İsterseniz Dünya iklim raporuna şöyle bir göz atalım.Efendim Boing 747 tipi yolcu uçağı üç saatlik uçuşta atmosfere tam 2 bin ton karbondaksit salıyor. Mesala bir cip, şehir içinde 10 kilometrede 3 kg karbondioksit salıyor. Aracınız normal bir otomobilse bu oran 1.2 kg oluyor. Özelden genele gidersek bilim adamları oturmuş hesap kitap yapmışlar ve insanoğlunun yılda 21 milyar ton karbondioksit gazını atmosfere saldığını belirlemişler. Küresel ısınmanın baş sorumlusuna gelince, tahmin etmek zor değil; süpper devlet Amerika.. Obezler ülkesi yılda 5.5 milyar ton zehirli gaz salıyor atmosfere.Onları 2.8 milyar tonla bir dönem kanlı bıçaklı oldukları Rusya izliyor. Yılda 294 milyon ton karbondioksit gazını atmfosere bırakan Türkiye suçlular listesinde 13. sırada.İstatistiksel verilere devam edelim. Dünyayı kirletme yarışında bireysel olarak da yine Amerikalılar önde.Her bir Amerikalı yılda ortalama 6 ton karbondioksit salıyor atmosfere. Onları 3 tonla İngilizler takip ediyor. Çinliler 700 kg. hintliler 250 kg. zehirli gaz salıyor. Biz Türkler biraz daha insaflıyız. Her birimiz yılda ortalama 50 kg. karbondioksit salıyoruz. İnsanoğlunun bu vurdumduymazlığı yüzünden son yüz yılda sıcaklık 0.7 derece artmış. Bu artış yüzünden kutuplardaki buzulların yüzde 14’ü erimiş durumda. Deniz seviyesi de 0.6 milimetre yükseldi. Şimdi geçelim felaket senaryolarına...Bilim adamları şayet önlem alınmazsa 100 yıl sonra sıcaklığın 1.8 ile 4 derece arasında bir artış göstereceğini öngörüyor. Şimdi her bir derecelik artışın dünyada yaratacağı etkilere bakalım.. SICAKLIK BİR DERECE ARTARSA; yılda 300 bin kişi küresel ısınma yüzünden ölecek.Denizler 18 santim yükselecek. 50 milyon kişi evsiz kalacak. Kış etkisini hafifletecek... 2 DERECELİK ARTIŞLA Sular 23 santim yükselecek Afrika’da 60 milyon kişi sıtmaya yakalanacak. Seller yüzünden 10 milyon kişi evsiz kalacak. Dünya üzerindeki bitki ve hayvan türlerinin yüzde 40’ı yok olacak. 3 DERECELİK ARTIŞLA 4 milyar kişi su sıkıntışı çekecek 550 milyon kişi açlıkla karşı karşıya kalacak. Her yıl açlık fazladan 3 milyon can alacak. Kuzey buz denizi ortadan kalkacak. Kutup ayıları tarihe karışacak. 4 DERECELİK ARTIŞLA Tüm bunların yanında dünyada tarım üretimi yüzde 40 azalacak. Su savaşları başlayacak. 5 DERECELİK ARTIŞLA NEWYOK TOKYO LONDRA, İSTANBUL gibi kışı şehirleri SULAR ALTINDA KALACAK. Kutuplardaki buzullar tamamen eriyecek.Deniz seviyesi 4 metre yükselecek.Tarım üretimi duracak. Dünya nüfusunun yüzde 70’i AÇLIK ÇEKECEK..
__________________ fiatımı sorma
çal beni bu dünyadan.. | |
| |  |  | |  |
16.04.2007, 11:23
|
#36 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 20 Mesajlar: 89 | KÜRESEL SURVIVOR (devam)
Evet ne bir eksik ne bir fazla...tablo aynen böyle.. Suçun yüzde 90’ı insanoğluna ait. Bizler bugünden itibaren aklımızı başımıza devşirip dünyayı kirletmeyi sırfıra indirsek bile küresel ısınma iki yüz yıl boyunca sürecek. Çünkü atmosfere saldığımız karbonun ömrü 200 yıl. Bu durumda bile en iyimser tahminle sıcaklık ortalama 1.8 derece artacak. Yani gelecek nesiller öldüren sıcak hava dalgarına, sellere, yıkıcı kuraklıklara, dev kasırgalara maruz kalacak. Haa parmağımızı kıpırdatmazsak hesaplamalara göre atmosferdeki zehirli gaz oranı 100 yıl içinde yüzde 44 artacak. Yani sıcaklık artışı 1.8 derecenin kat be kat üzerinde olacak. Bu dünya için, insanoğlu için sonun başlangıcı anlamına geliyor.
Bilim adamları bas bas bağırıyor. Derhal önlem alın diye dünya liderlerine çağrıda bulunuyorlar. Ancak iklim raporundaki acı gerçekler bazı uluslararası şirketlerin hiç mi hiç işine gelmiyor. Tosuncuklar kardan zarar edecekler ya...Akıllarınca iklim raporunu hazırlayan bilim adamlarına, “raporu yayınlamayın koyunları ürkütmeyin” diye rüşvet teklif etmişler Her işlerini parayla hallediklerini düşünen yasal sömürgenler bilim adamlarını satın alamadılar tabi.Günahı boyunlarına. Ancak kalıbımı basarım ki küresel sömürgenler bu felaketi de ranta çevirmeyi başaracaklar. Nasıl mı? İsterseniz hemen birkaç örnek vereyim...100 yıl sonra torunlarımız tv de farz-ı misal şöyle reklamlar görecek; “Sular altında kalan İstanbul’a denizaltılarla kültürel gezi turları, 3 gün dört gece, 9999 ytl den başlayan fiyatlarla, üstelik kredi kartına 19 taksit, nakit ödemelerde yüzde 9 indirim.... Mesala başka bir reklam daha; “Hala dedenizin takım elbisesini giyiyorsanız sıcaklar tabiki bunaltır sizi, İşte yılın fırsatı! Buzzz gibi soğuk hava üfleyen digital klimalı takım elbise 1999 YTL üstelik peşin fiyatına 99 taksit....
Çözüme gelince... Bilim adamları karbondioksit gazının atmosfere salınımını minumuma indirmek için ülkelerin, uluslararası şirketlerin yanı sıra bireylerin de yapabilecekleri şeyler olduğunu söylüyor. Bizlerin kişisel olarak küresel ısınmayla savaşta ne tür katkımız olabilir ki demeyin.Örneğin işe, evdeki ampülünüzü değiştirerek başlayabilirsiniz. Yüzde 80 daha az enerji harcayan tasarruflu ampüller kullanın. Evinizdeki, işyerinizdeki üç ampül tasarruflu olsa atmosfere yılda 75 kg daha az karbondioksit salmış olursunuz. Tüm dünya tasarruflu ampül kullansa yılda tam 25 milyon ton karbon gazının atmosfere yayılması engellenebilir. Arabanızı daha az kullanın her iki km için 750 gram karbondioksitten kurtulmuş oluruz. Otomobil lastiklerinin kontrol edin. Fazla inik lastikler yüzünden daha fazla yakıt harcarsınız. Bu da yılda ortalama 115 kg karbondioksitin yayılması anlamına geliyor. Cipe bineceğinize normal otomobil kullanın. Uçak yerine demiryolunu tercih edin. Çamaşırlarınızı makinada kurutmak yerine telde kurutun. Böylece yılda ortalama 315 kg karbondioksitin yayılmasını önlemiş olursunuz. Evde elekritli aletlerinizi kullanmadığınızda fişleri pirizden çekin. Bir evde stand by’a bırakılan 3-4 cihaz yılda ortalama 450 kg. karbon gazı yayar. Çöpünüzü yüzde 10 azaltarak yılda 600 kg karbindioksit az üretmiş olursunuz. Ve BİR AĞAÇ DİKİN... Bir ağaç ömrü boyunca bir ton karbondioksit emer...
İklim raporunun yayınlanmasından sonra dünya liderleri, uluslararası şirketlerin CEO’ları nasıl bir adım atacak bilemem ama ben kendi adıma bir dizi önlem almaya başladım bile. Evdeki ampülleri tasarruflularla değiştirdim. Cihazları stand by’da bırakmıyorum artık. Keşke bir cipim olsa düşüncesini hayal listemden çıkattım. Zaten olacağı da yoktu ya hayal dünyası işte... Bu arada hiçbir yararı olmasa da vicdanımı rahatlatmak uğruna işe gelip giderken minübüs yerine çevre dostu belediye otobüslerine biniyorum artık.Ve en kısa sürede bir ağaç dikmeyi amaçlıyorum.
Sonuç; Hani bugünlerde bir televizyon kanalında bir yarışma var ya adı SURVİVOR Türkçe meali hayatta kalmak....Böyle giderse torunlarımız yüzyıl sonra bir yudum su, bir lokma ekmek için birbirini yiyecek.Bugün bir yarışma formatı olan SURVİUOR yarın hayatın gerçeği olacak. Gelecek nesiller kendilerine KÜRESEL SURVİVOR’ı hediye eden atalarına lanet edecek.....
Ve son bir söz.... Ünlü felsefeci Thomas Hobbes ne diyordu? “HOMO HOMİNİ LUPİS”... İNSAN İNSANIN KURDUDUR..... Hepimiz ağzından salyalar akıtarak dünyayı habire kemiriyoruz.. Dünya ile birlikte aç kurtlar gibi kendi neslimizin soyunu da tüketiyoruz. Söyleyin Allahaşkına torumlarımız geçmişe dönüp yüzümüze tükürseler haksız mı olacaklar...
__________________ fiatımı sorma
çal beni bu dünyadan.. | |
| |  |  | |  |
16.04.2007, 11:24
|
#37 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 20 Mesajlar: 89 | Türkiye Kyoto Protokolü'nü uygulaması için kendisine baskı yapan AB'ye yanıt yolladı: Kyoto'yu imzalamak bir yana kömür kaynaklarımızı en üst düzeyde kullanmak için seferberlik başlattık
Küresel iklim değişikliği konusunda, halihazırda tek bir 'küresel' eylem planı var. O da Kyoto Protokolü. Türkiye'yse 170 ülkenin imzalayıp yürürlüğe koyduğu protokole imza atmayan az sayıdaki ülkeden biri. Bu yüzden de hem internette imza kamyanyası ( www.kyotoyuimzala.org) başlatan çevrecilerin hem de Avrupa Birliği'nin baskısı altında.
Ankara, "Türkiye AB yolunda Kyoto'ya imza koymak zorundadır" diyen AB'ye, Çevre Bakanlığı kanalıyla yanıt yolladı. Bakanlığın gerekçesi, Türkiye ile AB arasında tam üyelik müzakereleri sürecinde, yaşanması beklenen çevre krizinin ilk işareti niteliğindeydi.
Bakanlığın yanıtı
Bakanlığın gerekçesinde Türkiye'nin atmosfere saldığı sera gazlarının miktarını indirmesinin 'enerji sektörünü tamamen bitireceği' öne sürülerek şöyle denildi:
"ABD bile ekonomisini tehdit ettiği için Kyoto Protokolü'nü onaylamıyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için enerji hayati önem taşıyor. Hükümet, şu an Rusya ve İran gibi ülkelere bağımlılık yaratan doğalgaz kullanımını düşürmek, kendi öz kaynağımız olan kömür kaynaklarını en üst düzeyde kullanmak için seferber oldu. Kyoto Protokolü'ne taraf olmamız durumunda kömür santrallarına kilit vurmamız gerekir. Bu da Türkiye'ye büyük darbe vurur. Kyoto için enerji politikamızı değiştirmemiz, yenilebilinir enerjiye dönmemiz gerekir. Bunun için de en az 20 milyar dolarlık bütçeye ihtiyaç var."
Türkiye 'iyi' mi 'kötü' mü?
Tek başına tüm sera gazı üretiminin yüzde 25'inden sorumlu olan ABD ile Avustralya, Kyoto Protokolü'nü hayata geçirmeyen ülkeler arasında ilk göze çarpanlar.
Türkiye'yse Çevre Bakanlığı'nın 14 yılda 'tamamlayabildiği' ilk İklim Değişikliği Ulusal Bildirimi'ne göre fosil yakıta bağlı karbondioksit salınımı açısından (yıllık kişi başına 3.3 ton), OECD ülkelerinin (kişi başına 11.1 ton) ve AB'nin (kişi başına 9 ton) gerisinde.
Kişi başına düşen oran düşük olsa da 70 milyonluk Türkiye, atmosfere en çok sera gazı salan ülkeler sıralamasında 13'üncü sırada. Türkiye ayrıca, sera gazı üretimini en çok artıran ülkeler listesinde de dünyanın '1 numarası'.
RADİKAL/ANKARA
__________________ fiatımı sorma
çal beni bu dünyadan.. | |
| |  |  | |  |
16.04.2007, 11:25
|
#38 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 20 Mesajlar: 89 | Bulunduğunuz ortam sıcaklığını düşürün(Turn your heating down) Fazla değil, sadece 1°C düşürün, böylece bir miktar enerji tasarrufu yapabilirsiniz. Eğer üşürseniz ; ki bu ihtimal genelde yoktur, üzerinize modaya uygun bir kazak, süveter giyebilirsiniz.)
CO2 salınımı açısından bize faydası ( Ortalama bir aile böylece yılda atmosfere 0,4 ton CO2 verilmesini engellemiş olacağı gibi parasını da tasarruf etmiş olur.)
Elektrikli cihazların Stand by konumunda bırakmayın)
Televizyonlarımızı standby konumunda bırakmak bir miktar enerjiyi gereksiz yere harcamamıza neden olur. Kumandayla kapatmak yerine oturduğumuz yerden kalkarak TV'yi üzerinden kapatabiliriz.) (CO2 salınımı açısından bize faydası) (Ortalama bir aile böylece yılda 150 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.)
Şarj cihazlarını prizlere takılı bırakmayın( Unplug that charger) Küçük şarj cihazları kullanılmadıkları zaman bile bir miktar enerji harcarlar. Cep telefonu, PlayStation . gibi cihazlarınızı şarj etmediğinizde ya da pilleri dolduğunda şarj cihazlarını prizde bırakmayınız.(CO2 salınımı açısından bize faydası) Ortalama bir aile böylece yılda 7 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Daha fazlasını kaynatmayın (Don't boil over) Su ısıtıcıları sizin çay ya da kahve içmeniz için gereken enerjiden çok daha fazlasını harcarlar. Eğer bir bardak içecekseniz sadece bir bardak su kaynatın daha fazlasını değil.(CO2 salınımı açısından bize faydası)(Ortalama bir aile böylece yılda 45 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Uçağa daha az binmeye çalışın (Stay grounded) Bu toplantıya katılmak için gerçekten uçakla mı gitmeniz gerekiyor ?Tatilinizi gerçekten yurtdışında yapmaya mı ihtiyacınız var? Ve tüm dünyadaki akrabalarınız, sizi gerçekten sevselerdi size yakın bir yere yerleşmezler miydi ?(CO2 salınımı açısından bize faydası)(Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur...
Çok parlak ışıkları söndürün(Don't see the light) Gerçekten onlara ihtiyacınız yoksa lütfen onları kapatın. Zira onlar çok fazla enerji tüketirler. Eğer karanlıktan korkuyorsanız , inanın hayaletler gerçek değil.(CO2 salınımı açısından bize faydası)Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur
Duşu kullanın(Take a low-power shower) Duşlar banyo yapmanız için yeterli olan suyun yarısını harcarlar ve banyo için gerekli olan suyun ısıtılmasından daha az enerji gerektirirler (CO2 salınımı açısından bize faydası) Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.
Daha verimli ampul kullanın( Buy better bulbs) Düşük enerji ampulleri size gereken ışığı verdikleri gibi 3 kat daha az güç harcarlar. Eğer ki bir gece kulübünde yaşamıyorsanız, tüm ampullerinizi değiştirin.(CO2 salınımı açısından bize faydası)Ortalama bir aile böylece yılda 200 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Dondurucularınızı sızdırmaz hale getirin (Stuff the freezer)Dondurucular çok iyi sızdırmazlık sağlandığında en yüksek verimdeçalışırlar, bu sayede havayı dondurmak için yoğun bir şekilde çalışmak zorunda kalmazlar.(CO2 salınımı açısından bize faydası)ortalama bir aile böylece bir miktar CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.)
Arabanızı olabildiğince az kullanın( Don't drive) Yürüyün, ata binin, koşun, paten kayın, toplu taşıma araçları kullanın ya da en kötüsü otostop yapın. Her ne durumda olursa olsun aracınızı kullanmamaya çalışın(CO2 salınımı açısından bize faydası)Ortalama bir aile böylece fazlasıyla CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Evinizin ısısını havaya atmayın (Warm up your home) Evinizin çatı arasını, duvarlarını, sıcak su hatlarını ve kazanı ısı kaçağına karşı izole edin. Kapı pencere ve çerçevelerinizi hava kaçaklarına karşı kontrol edin. Evinizi ılık tutun, sıcak değil ve böylece gezegenimizi biraz daha soğutmuş olursunuz.(CO2 salınımı açısından bize faydası)Ortalama bir aile böylece yılda 3.8 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.
Çamaşır yıkama sıcaklığını düşürün(Lower your laundry) Kıyafetlerinizi 40-60 derecede yıkayacağınız yerde 30 derecede yıkayın. Makineniz daha az enerji kullanmış olur ve elbiseleriniz hala parlayan beyaz renklerde kalır.(CO2 salınımı açısından bize faydası)Ortalama bir aile böylece yılda 90 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.
Yiyeceklerinizi kendi bölgenizden temin edin (Buy local food)Yakın çevrenizdeki yiyeceklerle beslenin, dünyanın bir ucundakilerle değil, sadece çevrenizdeki yiyecekleri yemekle ölmezsiniz. Böyle bu yiyecekler dünyanın diğer uçlarından uçaklarla size taşınmaz.(CO2 salınımı açısından bize faydası)Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.
__________________ fiatımı sorma
çal beni bu dünyadan.. | |
| |  |  | |  |
16.04.2007, 11:26
|
#39 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 20 Mesajlar: 89 | TÜRKİYE’de bugünlerde kuraklık ve su kaynaklarının azalmasıyla hissedilen küresel ısınmaya karşı herkes değişik senaryolar üretirken, Kocaeli Sanayi Odası’nın yaptırdığı tesbitlere göre de ısının 2.4 derece artması halinde, İstanbul’un Anadolu yakası ile Kocaeli’nin bulunduğu yarımada, adaya dönüşecek.
Hazırlanan senaryoya göre Sakarya Nehri Sapanca Gölü ile Sapanca Gölü de İzmit Körfezi ile birleşecek.
Kocaeli Sanayi Odası’nda yapılan bir toplantıda Oda Başkanı Yılmaz Kanbak, küresel ısınma ve su sorununu ele aldı. Kanbak’a göre, sadece 2 derecelik bir artışın bile dünya nüfusunun yarısının susuz kalması anlamına geliyor. Isının 2.4 derece artması halinde ise İstanbul’un Anadolu yakası ve Kocaeli’nin bulunduğu bölge yarımadadan adaya dönüşecek.
Bu durumda, denizlerdeki sular yükseleceğinden Sakarya Nehri Sapanca Gölü ile Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi ile birleşecek. Kıyı şeritleri su altında kalacak. Sakarya Ovası da büyük ölçüde ortadan kalkacak
__________________ fiatımı sorma
çal beni bu dünyadan.. | |
| |  |  | |  |
16.04.2007, 11:26
|
#40 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 20 Mesajlar: 89 | İyi haber yok!
BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin çalışmaları sonucunda, küresel ısınmanın tüm dünyada yol açabileceği sonuçlar belirlendi.
BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin çalışmaları sonucunda, küresel ısınmanın tüm dünyada yol açabileceği sonuçlar belirlendi. Dünyadaki her 10 insandan biri, küresel ısınma yüzünden suların yükselmesi riskinin bulunduğu kıyı şeritlerinde yaşıyor. Eğer hükümetler harekete geçmezse küresel ısınmanın tahmini etkileri şöyle olacak:
Avrupa’da nehir yatağı havzalarının, şiddetli ve tehlikeli akıntılara sahip kısımları yüzde 19’dan yüzde 34-36’ya çıkacak. li> Batı Avrupa’da muhtemelen milyonlarca insan, sulak alanlarla iç içe yoksunluk içerisinde yaşayacak. li> 2080’lerde yılda fazladan 2,5 milyon kişi daha kıyı şeritlerindeki sellerden etkilenecek. li> 2070’lerde akarsu potansiyelleri Avrupa’nın Akdeniz kısmında yüzde 20-50 arasında düşerken, Kuzey ve Doğu Avrupa kısımlarında yüzde 15-30 arasında artacak. li> Alp buzullarının küçük olanları ortadan kalkacak, büyükleri 2050 itibariyle yüzde 30-70 arasında eriyecek. li> Kuzey kutbundaki deniz buzulları 2100’e kadar yüzde 22-33 arasında azalacak, Antarktika’da ise tamamen ortadan kalkabilecek. Buzullardaki incelme yeryüzündeki deniz seviyesini yükseltecek. li> 2100 yılına kadar deniz seviyesindeki yükselmenin 18-59 santimetre arasında olabileceği tahmin ediliyor. li> 500 bin kilometre kare olan Himalaya buzul alanı, 2030’da 100 bin kilometre kareye kadar gerileyebilecek. li> Asya’da birçok ülkede açlık sorunu çekilecek. 2020 yılında su sıkıntısı çeken kişi sayısı 1,2 milyar kişiye kadar yükselecek. li> Ada devletlerde genellikle kıyılara inşa edilen uluslararası havaalanları ve yollar su altında kalabilecek.
evrensel gazetesi 3 nisan 2007...
__________________ fiatımı sorma
çal beni bu dünyadan.. | |
| |  | |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | | | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| You may not post new threads You may not post replies You may not post attachments You may not edit your posts HTML-KodlarıKapalı | | | Bütün Zaman Ayarları GMT +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:47 . | Bütün Zaman Ayarları GMT +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:47 . | | |  |  | | |  |