 | | Güncel Yaşam Hayata Dair Herşey |  | Büyük Önder Atatürk |  |
15.03.2007, 11:19
|
#1 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 22 Mesajlar: 208 | Büyük Önder Atatürk Bizi en zor anlarımızda,bataklıkta kaybolurken çıkaran en büyük Türk Atatürk,Atamız burada hatırlanmayı hak etmiyor mu sizce de?Onun hakkında düşüncelerimizi,bildiklerimizi yazalım.Aslında o kadar fazla yazılacak şey var ki ben bir başlangıç yapayım dedim sadece.
__________________ Bu ses bitmez...
Konu spdrmn tarafından (15.11.2007 Saat 17:31 ) değiştirilmiştir..
| |
| |  | |  |
17.03.2007, 15:53
|
#2 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Yaş: 22 Mesajlar: 208 | İlgiye hayran kaldım! Devam ediyorum bende.
Atatürk İlkeleri
Atatürkçülük; Türkiye Cumhuriyeti' nin kuruluşunun ve sürekliliğinin temeli olan, Türk toplumunu çağdaş, laik, demokratik, katılımcı, uygarlıkçı, özgürlükçü bir toplum durumuna getirmeyi amaçlayan düşünceler, ilkeler ve uygulamalar bütünüdür.
1. Cumhuriyetçilik: Ulusal egemenlik ve temsil anlayışını yerleştirmek, yani halkın devlet yaşamına etkin bir |||[bir]|||çimde katılmasını sağlamak.
2. Milliyetçilik: Ulusal Ant (Misak-ı Milli) ile sınırları belirlenmiş olan ülkemizde, ulusal birliği, toplumsal saygıyı, bireyin kişiliğine ve özgürlüğüne değer vermeyi amaç edinmektir.
3. Halkçılık: Herşeyden önce devleti halkın devleti yapmaktır. Bu da halkın demokratik bir toplum durumuna getirilmesiyle olacaktır. Halkçılık, ulusun kendi geleceğine egemen kılınması demektir.
4. Devletçilik: Demokratik bir yapıya kavuşmuş olan devlet ve toplum yaşamında dengeli ve planlı bir ekonomik kalkınma modeli oluşturmak, tam bağımsızlığın ekonomik bağımsızlığı da içerdiğinin bilincinde olmak, bireylerin özel girişimini esas tutmakla birlikte kamu çıkarını yakından ilgilendiren konularda, devletin etkinliğine öncelik tanımaktır.
5. Laiklik: Din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak, yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüklerini tanımaktır. Devletin demokratik, bağımsız; ulusun özgür olabilmesi Laikliğin tam olarak yerleşmesine bağlıdır. Laiklik, inanç ile akıl ve pozitif bilimin sınırlarını kesin olarak çizen temel ilkedir.
6 .İnkılapçılık: Siyasal, sosyal ,ekonomik düzendeki ayrıcalıkları ortadan kaldırmaktır, çelişkileri aşmaktır. Türk devrimi, Türk toplumunu her yönüyle ve kurumuyla çağdaş bir toplum durumuna getirmektedir.
*Bu temel ilkelere ek olarak ayrıca; Ulusal Egemenlik ve Bağımsızlık, Ulusal Birlik ve Berabarlik, Yurtta ve Cihanda Barış İlkesi, Çağdaşlaşma, Bilimsellik ve İnsanlık Sevgisi sayılabilir.
mustarafakemal.net'den alıntıdır.
__________________ Bu ses bitmez... | |
| |  |
17.03.2007, 16:28
|
#3 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Mesajlar: 259 | tüm dünyanın ne kadar zorunada gitse ne mutlu türküm diyene başka ne diyebilirimki rahat uyu atam..
şu çılgın türkler kitabını okumanızı tavsiye ederim gerçekten çok güzel mutlaka okuyun..
Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı...
mordanadam böle bi konuyu düşündüğün için teşekkürler....
__________________ Yaşam olup yok olacak görünüşe bakılırsa Her gün sürükleniyorum daha uzaklara ..FaDe To BLacK.!!! | |
| |  | |  |
17.03.2007, 16:39
|
#4 (permalink)
| | Demonic Angel
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Mesajlar: 842 | böyle bir konuda mazeret olmaz konuyu gördüm ama sonra birşeyler eklemeyi unuttum yinede özür dilerim...
bir anıyla bende başlayayım birşeyler eklemeye... İZMİR SUİKASTI
İzmir'de hazırlanan o alçakça suikastın sonuçsuz kalmasından sonra bir gün bize şu olayı anlatmıştı:
- "Ziya Hurşit'in beni öldürmeye memur ettiği iki zavallı vardı. Sorguları yapıldıktan sonra bunların birisini yanıma çağırdım. Odada kimse yoktu. Kendisine sordum:
- Sen Mustafa Kemal'i öldürecekmişsin, öyle mi?
- Evet, dedi. Ben yine sordum:
- Mustafa Kemal ne yapmıştı ki onu öldürecektin?
- Fena bir adammış o. Memlekete çok fenalık yapmış. Sonra bize onu öldürmek için para da vereceklerdi.
- Sen Mustafa Kemal'i tanıyor musun?
- Hayır.
- O halde tanımadığın bir adamı nasıl öldürecektin?
- Geçerken işaret edecekler, Mustafa Kemal işte budur, diyeceklerdi. Biz de öldürecektik.
O zaman cebimdeki tabancayı çıkararak kendisine uzattım:
- Mustafa Kemal benim, haydi al eline tabancayı, öldür, dedim.
Herif benden bu karşılığı alınca yıldırımla vurulmuş gibi oldu. Bir süre şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra diz üstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı.
Yahya Galip KARGI
Kaynak: Yücel Dergisi, 1948 | |
| |  |  | |  |
17.03.2007, 16:46
|
#5 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 01 2007 Mesajlar: 259 | [SİZE=2]Atatürk bu engin insanlik duygusu ile milletlerin istiklali prensibine olan gönülden saygi ve bagliligini izmire girdigi sirada da göstermisti... Ona izmirde karsiyakada bir ev hazirlanmisti ki, bu evde isgal esnasinda yunan krali konstantinde kalmisti... Evin sahibinin oglu ile hazirlikta çalisanlarin bazi yakin akrabasi yunanistanda esir bulunuyorlardi; isgal esnasinda, bütün türkler gibi çok izdirap çekmislerdi; içlerinden yaraliydilar ve yunanlilardan öç almak atesiyle yanip tutusuyorlardi. Bu duygularin etkisi altinda evin dis merdiveninin üzerine, muzaffer baskomutaninin basip geçmesi için, ipek bir düsman bayragi sermislerdi...
Atatürk yere serili bayragin önünde durmustu; etrafinda bulunan kadin-erkek izmirliler, kendisini içeriye girmeye davet ediyor, gözleri yaslarla dolu:
buyurunuz, geçiniz, bizim öcümüzü yerine getiriniz. Yabanci kral bu evden içeri, bizim bayragimiza basarak girmisti; siz lütfedin, bu karsilikla o lekeyi silin. Burasi bizim sehrimizdir, bu ev sizin evinizdir, bu hak sizindir diye yalvariyorlardi.
Hiçbir durumda benligini ve sagduyusunu kaybetmeyen civanmert insan; kendilerine en tatli bakis ve sesi ile:
o, geçmiste hata etmis; bir milletin iskitlalinin timsali olan bayrak çignenmez, ben onun hatasini tekrar edemem, cevabini vermisti ve ancak bayragi yerden kaldirttiktan sonra beyaz mermerlere basarak içeri girmisti...
[SİZE=2]Soyak, hasan riza; atatürkten hatiralar, s. 136 alıntıdır..
[/SİZE][/SİZE]
__________________ Yaşam olup yok olacak görünüşe bakılırsa Her gün sürükleniyorum daha uzaklara ..FaDe To BLacK.!!! | |
| |  |
02.09.2007, 01:59
|
#6 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 08 2007 Mesajlar: 22 | mustafa kemal atatürk... büyük önder... ülkesini hiç bi çıkarı olmadan düşmanlardan kurtaran atamız... sadece şunu söylemek istiyorum. atatürk'ü anlamak onun gibi davranmak değildir. onun düşüncelerine sahip çıkmaktır. biz şuan varsak ve özgürce yaşayabiliyosak. onun sayesindedir. (tabi diğer atalarımızın da) dünyada tek bi insan bile kalmasa türk'üm atatürkçüyüm diye her zaman tek olsam bile devam ederim savaşmaya. çünkü ben onun torunuyum...ATAM rahat uyu yerinde.. senin düşüncelerini savunan birileri var bu dünyada... ne mutlu Türk'üm diyene !!! 
__________________ ##вєη нєя кαяєѕι ѕιуαнα вσуαηмış вι вυℓмα¢αуıм вηι çözмєує çαℓışтıкçα кαувσℓяѕυη## | |
| |  | |  |
16.11.2007, 12:31
|
#7 (permalink)
| | Moderator
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 09 2007 Yaş: 16 Mesajlar: 418 | Yikin Heykellerimi
--------------------------------------------------------------------------------
Ey milletim
Ben Mustafa Kemal'im
Cagin gerisinde kaldiysa düsüncelerim
Hala en hakiki mürsit degilse ilim
Kurusun damagim dilim
Özür dilerim
Unutun tüm dediklerimi
Yikin diktiginiz heykellerimi
Özgürlük hala
En yüce deger
Degilse eger
Prangali kalsin diyorsaniz köleler
Unutun tüm dediklerimi
Yikin diktiginiz heykellerimi
Yoksa cagdas medeniyetin bir anlami
Ortacaga taşımak istiyorsaniz zamani
Bas taci edebiliyorsaniz
Sanatin icine tüküren adamı
Unutun tüm dediklerimi
Yikin diktiginiz heykellerimi
Yetmediyse acisi siddetin savasin
Anlami kalmadiysa
Yurtta sulh dünyada barisin
Eger varsa ödülü silahlanmayla yarisi
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiginiz heykellerimi
Özlediyseniz fesi peceyi
Aydinliga yegliyorsaniz kara geceyi
Hala medet umuyorsaniz
Sihtan seyhten dervisten
Sifa buluyorsaniz
Muskadan üfürükcüden
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiginiz heykellerimi
Esit olmasin diyorsaniz kadinla erkek
Karacarsafa girsin diyorsaniz
Yobazin gazabindan ürkerek
Diyorsaniz ki okumasin
Kadinimiz kizimiz
Budur bizim alin yazimiz
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiginiz heykellerimi
Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini cekiyorsaniz
Saltanatin sultanin
Hala önemini anlayamadiysaniz
Millet olmanin
Kul olun ümmet kalin
Fetvasini bekleyin şeyhülislamin
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiginiz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ
__________________ Herkes bir gün soğuyacak bu fani gidici hayattan
bütün bedenler soğuyacaktır elbet yavaştan
kıyamet toplntısında ölecek haramilr telaştan
ne ev ne pul ne bir kul geride kalacak dünyadan..
''olması gereken şeylerin adını iyilik yapmak koymuşlar'' | |
| |  |  | |  |
16.11.2007, 12:32
|
#8 (permalink)
| | Moderator
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 09 2007 Yaş: 16 Mesajlar: 418 | Satın alınamayan adam
Atatürk geçen dünya harbi başladığı zaman Türk ordusunda Alman general ve subaylarına mühim mevkiler verilmesinin aleyhinde bulunmuştu. Alman mareşali Falkenhayn bu gibileri itirazdan vazgeçirmek için çeşitli çarelere başvuruyordu. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa’nın yedinci ordu kumandanlığına hareket edeceği günün gecesi, İstanbul’da Akaretler'de 74 numaralı eve Alman mareşalinin karargahında memur olan bir Türk kurmay subayı ile genç bir Alman subayı geldiler. Ufak sandıklar içinde bazı şeyler getirdiler. Mustafa Kemal sordu:
- Bunlar nedir?
Alman subay cevap verdi.
- İstanbul'dan ayrılıyorsunuz; size Mareşal Falkenhayn bir miktar altın göndermiştir.
- Bu paralar bana yanlış geldi. Ordunun levazım reisliğine gönderilmesi lazımdı.
- Efendim, o da başka...
Mustafa Kemal paranın ne kadar olduğunu anladıktan sonra, Alman subayının önünde, onları teslim aldığına dair senet imzaladı; fakat Alman subayı bunu kabul etmedi. O zaman Mustafa Kemal Türk subayına emretti:
- Bu zabit bilmiyor, senedi alsın. Mareşale versin ve siz de paraları gelip alması için levazım reisliğine haber gönderiniz...
Bir kaç ay sonra Atatürk yedinci ordu kumandanlığını, vekil olarak Ali Rıza Paşa'ya bırakmış, ayrılmıştı; altınları da ona teslim ederek makbuz almıştı. Bu makbuzu iki yaverine verdi ve emretti.
- Mareşal Falkenhayn'e gidiniz; kendisini görünüz; bu makbuzu vererek benim imzamın bulunduğu kağıdı ondan alınız!
Mareşal Falkenhayn yaverine:
- Mustafa Kemal Paşa'ya böyle bir para verdiğimi hatırlamıyorum; bende imzalı senedinin bulunduğunu da bilmiyorum. Bunun için Ali Rıza imzalı kağıdı da kabul edemem! dedi. Mustafa Kemal Paşa şu haberi yolladı;
- Verdiğiniz altınlar olduğu gibi duruyor; onlar için size senet verilmiştir. Sizde böyle bir senedin bulunmayışı altınları yok edemez. Vesikayı kaybetmiş olabilirsiniz; o halde verdiğiniz altınları size iade edeceğiz; aldığınıza dair siz bize makbuz veriniz! Ben altın için memleket menfaatleri hakkında müsamaha gösterecek insanlardan değilim. Paralarınız duruyor, fakat onlardan daha kıymetli olan Mustafa Kemal imzası sizde kalamaz!
__________________ Herkes bir gün soğuyacak bu fani gidici hayattan
bütün bedenler soğuyacaktır elbet yavaştan
kıyamet toplntısında ölecek haramilr telaştan
ne ev ne pul ne bir kul geride kalacak dünyadan..
''olması gereken şeylerin adını iyilik yapmak koymuşlar'' | |
| |  |  | |  |
16.11.2007, 12:32
|
#9 (permalink)
| | Moderator
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 09 2007 Yaş: 16 Mesajlar: 418 | 1935 senesinde idi. Atatürk'ün Çanakkale'ye geleceği rivayetleri dolaşıyordu. O zamanlar dünyanın bazı yerlerinde olduğu gibi, memleketimizin de bazı bölgelerinde Yahudiler aleyhinde bir hareket ve ayaklanma başgöstermişti. Bu hal karşısında bütün Museviler mallarını, mülklerini satarak yolculuğa hazırlanıyorlardı. Bunlar, o zaman rivayet olduğuna göre Filistin'e gitmek istiyorlardı. İşte bu sıralarda "Atatürk Çanakkale'ye geliyor!" dediler. Çok sevindim. Çünkü Atatürk'ü daha önce hiç görmemiştim. Heyecanla Atatürk'ün geleceği Balıkesir Caddesi'ne koşarak gittim. Bütün Çanakkale halkı orada toplanmıştı. Ben de bir kenara dikildim. Bu esnada yanımda tesadüfen bulunan birkaç Yahudi'nin fısıltı ile pek hararetli olarak konuştuklarını gördüm. Alakadar olmaya vakit kalmadan karşıdan birkaç otomobil göründü. "Atatürk geliyor!" sözü yeniden ağızdan ağıza dolaştı.
Halkın "Yaşa, varol!" nidaları arasında Atatürk otomobilinden indi. Alkışlar devam ediyor, o da halkın ortasında ilerliyordu. Garip bir tesadüf ve talih eseri olarak Atatürk bizim önümüze gelince hafif bir duraklama yaptı. Halka bakıyor ve kalabalığı selamlıyordu. Tam bu esnada yanımad bulunan ve biraz evvel fısıltı halinde, fakat hararetli konuşan Yahudilerden biri, ileriye doğru yürüdü ve Atanın önüne atıldı. Muhafızlar mani olmak istediler. Atatürk:
- Bırakın, gelsin! dedi.
Bu Musevi vatandaş, Atatürk'ün önünde ellerini açtı, omuzlarını yukarıya kaldırarak:
- Paşam bizi kovuyorlar. Biz ne yapacağız? dedi.
Atatürk, bu şekilde önüne atılan bu adamın ne demek istediğini ve kim olduğunu derhal anlamıştı. Buna rağmen sordu::
- Sen kimsin?
- Ben Paşam, Çanakkale Musevilerinden Avram Palto.
- Sizi kim kovuyor? Hükümet mi Kanun mu? Polis mi? Jandarma mı? Bana söyle? dedi.
Bu Musevi vatandaş durakladı, şaşaladı. Biraz sonra kendini toparlayarak cevap verdi:
- Hayır Paşam, halk kovuyor.
Atatürk, bu adamın yüzüne dikkatle baktı, gülümsedi ve:
- Halk isterse beni de kovar, dedi ve yürüdü.
__________________ Herkes bir gün soğuyacak bu fani gidici hayattan
bütün bedenler soğuyacaktır elbet yavaştan
kıyamet toplntısında ölecek haramilr telaştan
ne ev ne pul ne bir kul geride kalacak dünyadan..
''olması gereken şeylerin adını iyilik yapmak koymuşlar'' | |
| |  |
24.11.2007, 00:38
|
#10 (permalink)
| | Kurban Fan
Çevrimdışı Üyelik tarihi: 02 2007 Yaş: 21 Mesajlar: 397 | Çok büyük bir insandan bahsediyoruz arkadaşlar.
Ne mutlu bize ki; yıllar evelden bugünlerin haritasını bize hazırlamış ve nasihatlemiş bir liderimiz var.
__________________ NO PAIN NO GAIN | |
| | |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | | | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| You may not post new threads You may not post replies You may not post attachments You may not edit your posts HTML-KodlarıKapalı | | | Bütün Zaman Ayarları GMT +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:41 . | Bütün Zaman Ayarları GMT +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:41 . | | |  |  | | |  |